|
“Gerçek, Fotoşokla Düzeltilemeyecek Kadar Çirkin!” * Yusuf LİMON 20 Mayıs 2010 İranlı fotoğrafçı İslam Abbas; en iyi fotoğraf makinası olarak insanın gözünü işaret eder. Aslolan gözdür! İnsan, gözü aracılığıyla çıplak gerçekliği yakalar ve algılar. Gazete sayfaları, televizyon ekranları bu birebir kurulan ilişkiyi engellemek üzerine kurgulanmıştır. Ama bazen bu işlevini yitirir, aksine gerçeğe ayna tutmaya başlar. Gerçek bazen o kadar güçlüdür ki en yetenekli demagogu bile ezer geçer. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Ölüme Alışmak ya da Kana Ortak Olmak * Yusuf LİMON 18 Aralık 2008 “Bu adamlardan birini sorguya çektim, böyle nereye gittiklerini sordum. Hiçbir şey bilmediğini, kendisinin de, ötekilerin de bir şey bilmediklerini; ama yenilmez bir yürüme gereksinimiyle itildiklerine göre elbette bir yere gittiklerini söyledi.” Baudelaire’in “Paris Sıkıntısı”nda anlattığı gibi mutlaka bir yerlere gidiyoruz. Nereye gittiğimizi bilmesek de yürümeye devam ediyoruz. Ayağımıza dolanan ölülere aldırmadan, dizlerimize kadar yükselen kanı hissetmeden yürüyoruz. Yolun sonunda ne olduğunu bildiğimizden emin değilim. Bir çeşit at gözlüğü takmışız. Sadece ufuk çizgisini belli belirsiz görmemize izin veriyor. Ama insan denen mahlûkatın gözlerinden başka bir duyu organı yok mudur? |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
Köpükler, Balonlar ve Tepetaklak Piyasalar Yusuf LİMON 25 Mayıs 2008 Eduardo Galeano; “Tersine Dünya Okulu: Tepetaklak” isimli eserinde adaletsizliğin ilkelerini sıralarken “istisna” vurgusuyla şu bilgiye yer verir: “Kuzey’in ve Güney’in (Amerika –b.n.) eşit şartlarda karşı karşıya geldiği tek bir yer var: Amazon Nehri’nin denize döküldüğü yerde bir futbol sahası burası. Ekvator çizgisi Amàpa’daki Zerão Stadyumu’nu her takımın bir devre güneyde, bir devre kuzeyde oynayacağı biçimde tam ortadan kesiyor.” Galeano’nun ironik sözleri bir gerçekliği yalın olarak ortaya koyuyor. Kuzey-Güney, Batı-Doğu, beyaz-siyah, erkek-kadın gibi sınıflandırmalar üzerinden kabaca da olsa dünya üzerindeki adaletsizliğin ya da servet transferinin haritasını çizmek mümkün. Aynı yolu tersine izlediğimizde ise bu kez karşımıza yoksulluk ve kriz transferi çıkar. Ancak kapitalist anayurtlar açısından durum; her daim bu şekilde savuşturulamaz. 2007’nin ortalarından bu yana da dip akıntılarının kıyıları dövmeye başlayan dalga rolüne soyunduğu bir süreci yaşıyoruz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
|